8 Kasım 2007 Perşembe

Gündüz kısaca değinmiştim, Beşiktaş ve Fenerbahçe'den taban tabana zıt bahsetmek lazım diye. Gevezelik sazını da elime alıp başlıyorum tıngırdatmaya...

Beşiktaş'ın hem Liverpool hem de Fenerbahçe maçlarının tamamını izlemiş bir futbolsever gözüyle;

1. Hakan Arıkan, sadece yan toplarda değil bilumum duran topta feci bir altyapı eksikliğine sahip. Nerede durması gerektiğini bilmiyor ki bu düzeltilebilir ama bundan daha tehlikeli bir eksikliği var ki onun aşılması çok zor. Ceza sahasının 15- 20 metre uzağındaki frikiklerde (cepheden ya da kanattan) savunma hattının yani İngilizler'in tabiriyle "holding line"ın nerede durması gerektiğini bilmiyor ve bu sebepten savunma oyuncularını kalesine çok yakın konumlandırıyor. Örneğin, Fenerbahçe maçında Aurelio bomboş bir kafa vuruşu yaptı Alex'in yaklaşık 34-35 metreden ceza sahasına kaldırdığı bir frikikte ki gol olmaması şanstı. Bu pozisyonda eğer savunma hattı penaltı noktasının gerisinde değil de penaltı noktasıyla ceza alanı ön çizgisi arasında olsaydı muhtemelen o topu armut toplar gibi toplayacaktı kaleci ki aynısı Fener-PSV maçında oldu ve Volkan topu gayet rahat yakaladı.

2. Bununla birlikte Liverpool maçı için suçlanacak en son adamlardan biridir Hakan Arıkan. Özellikle İbrahim Toraman'ın büyük maçlardaki pozisyon hataları artık "Öeh!" dedirtti. Öyle basit ve halısahavari hatalar yapıyor ki bazen savunmanın zaten güç bela kurabildiği dengeyi de mahvediyor. Hani NBA'cilerin tabiriyle adam artık "overrated"ım ben diye haykırıyor. Babel'in topuğuyla attığı gol ve Benayoun'un ilk golünde Voronin'i nasıl karşıladığına bir kez daha bakın, ne demek istediğimi anlayacaksınız.

3. Beşiktaş'ın göbek ikilisinde oynayan Koray daha ziyade top kesip oyunu rahatlatsın, Cissé de topları olumlu kullanıp takımı hızlı ve etkili bir şekilde kontraya çıkarmaya ön ayak olsun niyetiyle oynatılmaktalar ancak özellikle Cissé'nin topsuz oyunda rakibi karşılamakta bile yetersiz kalması tüm defansif yükü gayet formsuz olan Koray'ın üstüne yıkıyor ve Onur'un da dediği gibi Tello'suz da olunca takım orta saha adeta by-pass ediliyor rakipler tarafından (Galatasaray, Fenerbahçe ve Liverpool maçları, Porto maçının ikinci yarısı).

4. Beşiktaş'ın gençleri bir türlü üretken olamıyorlar. Yanı sıra, fiziksel anlamda da yetersiz görünüyorlar. Sözgelimi, Colin Kazım PSV maçını neredeyse tek başına alıp götürürken kendisinin hem mevki hem de kadrodaki yer anlamında Beşiktaş muadili olan Burak Yılmaz yerlerden kalkamıyor. 2,5 senedir yokları oynayan İbrahim Akın, sezon başında çok iyi maçlar çıkardıktan sonra sakatlıklar sebebiyle formdan düşen Serdar Kurtuluş ve İbrahim Kaş için de durum pek parlak değil.

5. Yorgun bir Bobô, yaratıcı ama savunmada dayanıksız ve devamlılıktan yoksun bir Delgado ve ikili mücadeleden kaçınan bir Cissé oldu mu takımın omurgasında, takımdaki bireysel savunma görevleri de karışıyor ve bunun sonucunda da bir şeyler yapmaktan kaçınanlar değil bir şeyler yapmaya çalışırken hata yapanlar göze batıyor (Hakan, Diatta ve Koray).

Beşiktaş için şimdilik bunları söyleyebilirim..

Fenerbahçe'ye gelince;

1. Zico'nun 4-4-1-1'i artık iyiden iyiye oturmuş. Top rakipteyken şu anda hiçbir takımımızın yapamadığı parselasyonu çok iyi yapıyor Fenerbahçe. Ayrıca, özellikle sol tarafta Roberto Carlos - Wederson ikilisinin 10-15 dakikada bir ön-arka yer değiştirmelerini izlemek bile bir zevk halini aldı. Statta maçı izleyenler ayrıca Carlos'un sahadaki tüm oyuncuları bir şekilde yönlendirdiğini de belirtiyor ki bunu tv'den görme şansımız pek yok.

2. Bununla doğru orantılı olarak takımdaki genç oyuncuların performansında müthiş bir artış var. Colin Kazım ve Gökhan Gönül üzerinde herkes odaklanırken özellikle PSV hücumcularının çok etksiz kalmasında çok kilit bir rol oynayan ve zaman zaman ön liberoların kademesine bile girerek çok çok iyi maç çıkaran Yasin Çakmak'ın katkısı da dikkatlerden kaçmamalı.

3. Sezon başından beri kolpa yaptığı birkaç lig maçını saymazsak Deniz Barış, örnek bir DM C performansı sergiliyor. Evet, belki top hâla ayağına yakışmıyor ama arkasındaki üçlüye (Volkan - Edu - Lugano/Yasin) Aurelio ile birlikte çok daha büyük bir güven veriyor savunma anlamında.

4. Herkesin dün akşamdan beri bahsettiği Alex ve Semih konularına hiç girmiyorum. Resim net bir şekilde kendini belli ediyor zaten.

Son olarak, İdris'in dediğine katılmamak elde değil.. Hatta CSKA'nın artık sadece UEFA şansının kalması (ki bence şu belki son 6-7 yıldaki en kötü PSV'yi Rusya'da çok rahat yenecekler) sebebiyle belki de Şampiyonlar Ligi'nin en patlayıcı forvet ikilisinden mahrum kalıyoruz artık (Vagner Love ve Jô)...

Hiç yorum yok: